Ana Sayfa
İletişim
Bize Ulaşın
Üye Girişi
Ziyaretçi Defteri
Mobil Bölüm
Ana Sayfa Foto Galeri Video Galeri
ANA SAYFA  / KÖYÜM KALECİKKAYA

YİRMİ YIL ÖNCE VE YİRMİ YIL SONRA HASTANELERDE YAŞANAN GERÇEK BİR HİKAYE


YİRMİ YIL ÖNCE VE YİRMİ YIL SONRA HASTANELERDE YAŞANAN GERÇEK BİR HİKAYE



 Paylaş
 20 Haziran 2018 14 : 34 


Nadir Sönmez

"Selamün aleyküm dostlar.

Şimdi size gerçek bir hikaye anlatmak istiyorum.

Yıl 1998 bir Cuma günü Sungurludaki evimize geldim, babam uzanmış yatıyor, anneme sordum babam hasta mı diye annem başının ağrıdığını söyleyerek yattığını söyledi. Ben de önce normal bir baş ağrısı olduğunu düşünerek pek fazla önemsemedim.

Daha sonra uyuma süresi uzayınca uyanmayınca kendisini uyandırmaya çalıştım fakat uyandıramadım, sadece başının çok ağrıdığını mırıldanıyordu. Bunun üzerine abimle beraber hastaneye götürmeye karar verdik. Ama hastaneye nasıl götürecektik, o zamanlar bugün ki gibi herkesin altında bir araç yoktu, ha belki şöyle diyenler olabilir 112 arayıp ambulans çağırsaydınız ya!!! Ama dostlar işte bu kavramlar bizim toplumumuza o günlerde çok yabancıydı, hemen arayınca her hastaya ambulans gelmiyordu, belki ben insaflı davranıyorum; hiç bir hastaya ücretsiz ambulans gelmiyordu.

Neyse hikayemiz kaldığımız yerden devam edelim: Babamı o zaman aracı olan (mavi doğan SLX) bir dönem milletvekilliğimizi yapan Ahmet Aydoğmuş abimizin arabasıyla Sungurlu devlet Hastanesi acil servisine getirdik.

Sungurlu devlet hastanesi şimdiki değil depreme dayanıksız olması nedeniyle yıkılmış olan eski hastane. Burada babama baş ağrısı şikayetiyle gittiğimiz için tomografi falan çekildiğini ve gerekli tetkiklere başladığını söylemek isterdim fakat maalesef böyle olmadı çünkü o gün Sungurlu devlet hastanesinde böyle bir cihaz yoktu.

Babama ağrı kesici ve bir serum takıldıktan sonra düzelme olmayınca buradan Çorum'a götürmeye karar verdik. Tabii yine kendi imkanlarımızla yine Ahmet Aydoğmuş abimizin arabasıyla.(Allah ondan razı olsun) Ve gece geç saatlerde Çorum devlet hastanesi acil servisine giriş yaptık. (Çorum devlet hastanesi de yine eski olan ).

Burada gerekli tetkikler yapıldıktan sonra babamın baş ağrısı sebebini adını şimdi hatırlayamadığım bir nöroloji uzmanı bize bildirdi:” Babanız hafif çaplı da olsa beyin kanaması geçirmiş şimdi hemen kalıcı hasar vermeden tedavisine başlamamız gerekiyor” dedi.

Babam o geceyi yoğun bakımda geçirdikten sonra normal odaya alındı. Oda 30 metrekare ve 8 yatak var . 8 ide dolu her bir hastanın başında da bir refakatçi ve oda da tam 16 kişi var. Bunlar için de gerçekten ciddi şekilde bilinci kapalı şekilde yatan ve çocukluğumda Sungurlu da at arabacılığı yapan bir amcamız da vardı ve o amcamız o odadan sağ çıkamadı ve Hakk'ın rahmetine kavuştu. Allah rahmet eylesin.

Babam işte bu 16 kişinin kaldığı bu odada 15-20 gün yattıktan sonra taburcu oldu ve eve dönebildi çok şükür.

Yıl 2018 Ramazan'ın 27. Günü, babam ikindi namazını kılıp eve geliyor tam 20 sene önceki gibi gözünün önü karardığını söyleyerek,  uzanıyor. Annem hemen abime haber veriyor abim arabasına binip eve geliyor- bu arada 20 sene önce de aynı işi yapan abimin o zaman arabası yok şükür onun da benimde ve hatta çoğu insanın kapısının önünde bir arabası var-

Neyse asıl meseleye gelelim arabasıyla eve gelen abim evde uzanmış yatan 100 kiloluk babamı kucaklayıp hemen arabasına götürmüyor, götüremiyor hemen 112 arayıp ambulans istiyor. Ambulans sağlık ekibiyle hemen evde ve itinalı bir şekilde babam sedyeyle ambulansa taşınıyor ve oradan Sungurlu devlet Hastanesi'ne acile.

Burada 20 sene önce olmayışı nedeniyle yapılamayan tomografi çekimi yapılıyor ve teşhis hemen konuluyor beyine kan pıhtısı atmış ve hemen daha teşekküllü Çorum Erol Olçok Eğitim araştırma Hastanesine sağlık ekibi başında ve ambulansla hızlı bir şekilde sevk ediliyor.

20 sene Öncesine göre daha ağır bir beyin kanaması geçiren ve beyne giden ana damarı tıkalı olan babam çok şükür hızlı ve etkin bir müdahale sonucunda Allah'ın lütfu keremiyle üç günlük yoğun bakım ünitesinde kaldıktan sonra normal odaya çıkartıldı. Evet normal oda korkmayın korkmayın.  20 sene önceki gibi 8 kişilik değil, o zaman. Olsa olsa bugün de 4 kişilik odadır diyebilirsiniz fakat değil, evet şu anda odalar ya tek kişilik ya da iki kişilik biz şu anda babamla tek kişilik odada kalıyoruz.

Oda için de banyosu lavabosu, televizyonu buz dolabı diğer donanımıyla 5 yıldızlı otel odası gibi. Bu arada kaldığımız servis palyatif bakım servisi. Ben de sizin gibi palyatif bakım servisi neymiş dedim ama yaşayarak öğrendim. Yatağa bağımlı hastaların bütün bakımlarının (hasta yakınının tek başına yapamayacağı) enjeksiyon, serum gibi sağlık bakımlarının yanında alt, üst bütün temizliğinin hastane personeli tarafından yapıldığı bir servis burası. Cok şükür böyle bir ortamda rabbimin izniyle babamın iyileşme süreci de iyi gidiyor. Böyle bir ortamda hasta yakını olarak bizlerin de morali yerinde. Rabbim bu imkanlardan bizi kendi elimizle alıkoymasın.

Şimdi bu hikayeyi niçin anlattım. Vallahi bu hikayeyi çok beğeni alsın diye anlatmadım. Şu an hastane de babamın yanında refakatçi kalırken üzerimde bir vebal kalmasın diye bu hikayeyi anlattım.

Değerli dostlar bu ve buna benzer bir çok hikayeyi yaşayan bir çok kişinin olduğunu biliyorum. 20 yıl öncesi eski Türkiye ile şimdiki Türkiye arasındaki farkı görmeyen yok bence. Şimdi önümüzdeki seçimde bu ve buna benzeri bir çok alanda yapılan bu yenilikleri görmezden gelerek ufak tefek şahsi menfaatleri ön plana çıkararak hareket etmek, kendi elimizle kendi ipimizi çekmek demektir.

Gelin dostlar ufak tefek kendi çıkarlarımızı bir kenara bırakıp son 20 yılda bize güçlü gelişmiş bir ülkede yaşama duygusunu yaşatan ,gecesini gündüzüne katıp ülkesi milleti için çabalayan darbe, suikast bir çok girişime maruz kalan Cumhurbaşkanımıza partisine ve Cumhur ittifakına destek olalım.

Çocuklarımıza bizim yaşadığımız ortamdan daha iyi gelecek bırakalım. Çünkü kişinin ayinesi iştir lafa bakılmaz. Ben milletimizin çok konuşup az iş yapan ülkeyi geçmiş yıllarda bataklığa sürükleyen ve hala sürüklemeye çalışanlarla, az konuşup çok iş yapan son 20 yılda yaptıkları icraatlarla insana insanlığını hatırlatanları iyi ayırt edeceğine eminim.

 

Not: hastanede hızlı bir şekilde yazdığım için ve telefon klavyesinden kaynaklı imla hatası, cümle düşüklüğü olabilir hepinizin affına sığınıyorum. Selam ve dua ile kalın sağlıcakla.

Nadir Sönmez"

İnternet sayfamda  bir başkasının yazdığı hikayeyi bugüne kadar hiç paylaşmadım. İlk defa bu hikayeyi sizlerle paylaştım. Nadir Sönmez Kardeşimin facebook sayfasında tek bir paragraf olarak yayımlanan  bu güzel hikayeyi şahsından izin alarak; ben sadece paragrafları ayrıştırdım , birkaç hatalı kelime ve noktalama işaretlerini düzelttim. Yazının ruhunda ve anlamına hiçbir ilave yapmadım. Bilginize.

Şükrü Bilgili

 
Haber :
Bu Haber 1808 defa okundu
 
Anahtar Kelimeler :Nadir Sönmezin anısı,

YORUM EKLE
TAVSİYE ET

 Yorumlar ( 0 )

Henüz bir yorum yapılmamış

İlgili Haber
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Alacamızın Mecnunları
İzlenme : 4414
Kırım haritası
İzlenme : 4170
Semer
İzlenme : 2158
Cengiz Dağcı
İzlenme : 1967
Yorumlananlar
» VATANI İÇİN KENDİNİ FEDA EDEN NESİL “78 KUŞAĞI!....”
» TATAR TATARNI KIDIRMALI MI?
» “Lamba şişesi ektim!...”
» 7-"ALACA'DA TARİH YOK EDİLDİ!..."
» SALAKHANE
» .14-“SÜT TOZU “ İÇİRİLEN NESİLDİK BİZ!...
» 19-ALACA’MIZDA İZ BIRAKANLAR: LOKANTACI İRFAN ŞİMŞEK’İN DDT BİT İLACI VE CILAT PIÇAĞI SATIŞI
» BENİMLE YAŞIT BU ALET “YIKILMADIM AYAKTAYIM “ DİYOR!...
» 15-ALACA’MIZDA İZ BIRAKANLAR:İRFAN ŞİMŞEK’İN RENKLİ HAYAT HİKAYESİ :RECEP YAZICIOĞLU VE KAZ DÖVÜŞÜ
» 12-ALACA’MIZ' DA İZ BIRAKANLAR: “KÖFTECİ/LOKANTACI İRFAN ŞİMŞEK’İN RENKLİ HAYAT HİKAYESİ (7)
 
Çok Okunanlar
BUGÜN BU HAFTA BU AY

 

 

 

Sosyal ağlarda bizi takip et
Copyright © sukrubilgili.net.tr