Ana Sayfa
İletişim
Bize Ulaşın
Üye Girişi
Ziyaretçi Defteri
Mobil Bölüm
Ana Sayfa Foto Galeri Video Galeri
ANA SAYFA  / CENNET VATAN KIRIM

2-KORKUNÇ YILLAR:Bahçesaray-Hansaray


2-KORKUNÇ YILLAR:Bahçesaray-Hansaray



 Paylaş
 28 Mayis 2018 00 : 48 

 

BAHÇESARAY-HANSARAY

“Bahçesaray, Kırım Özerk Cumhuriyeti'nde bir kent. Kırım Tatarcasında Bağçasaray olarak adlandırılır. (44°45'K - 33°52'D) .

15. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar Kırım Hanlığı'na başkentlik yapmış Bahçesaray Akmescit'in 32 km güneybatısında, 30 bin nüfuslu bir kasabadır. Kırım Tatarlarının tarihi başkentidir. Kırım'ın tarım havzasında yer alır. Kırım Dağları’nın kuzey ve orta sırtları arasında Çürüksu deresinin vadisinde kuruludur. Adını Kırım Hanı Mengli Giray'ın yaptırdığı hanlık sarayından alır.

En önemli görülmesi gereken yerleri Hansaray ve adına şiirler yazılan Gözyaşı Çeşmesi.

Puşkin "Бахчисарайский фонтан" (Bahçisarayskiy Fontan, yani Bahçesaray Çeşmesi) şiirini bu çeşmeden esinlenerek yazmıştır. Puşkin'in bu meşhur şiiri sayesinde Bahçesaray ismi orjinal haliyle kalmıştır. Kent şu anda tüm dünyada bu haliyle yani Bahçisaray olarak anılmaktadır.

Kırım hanlarının sarayı olan Hansaray, Bahçesaray şehrinde bulunmaktadır. Bahçesaray, 1530 - 1783 yılları arasında Kırım Hanlığı’na başkentlik yapmıştır. Günümüzde saray dünyanın dört bir yanından gelen yılda yaklaşık 200.000 ziyaretçiyi ağırlamaktadır. Ayrıca güney-doğu Avrupa’da Türk-İslam kültürünün bir abidesi olarak özel bir öneme sahiptir.

Görenlerin "Tatar El Hamrası" diye nitelendirdiği Hansaray, birbirine bağlı fakat farklı zamanlarda inşa edilmiş binalardan meydana gelen büyük bir komplekstir. Topkapı sarayının küçük ama zarif bir benzeri gibidir.

16. yüzyılın başlarında (1503'te) Kırım Hanı I. Mengli Giray Han döneminde inşasına başlanan Hansaray, müteakip hanlar tarafından da genişletilerek bugünkü ihtişamlı haline kavuşmuştur. Yapımında İran'dan, Anadolu'dan ve İtalya'dan ustalar ile Rus ve Ukraynalı köleler çalışmıştır.

Saray, genel görünüm olarak Osmanlı saraylarından, özellikle de Topkapı Sarayı'ndan belirgin izler taşımaktadır. Bunda İstanbul'da yetişen Kırım Hanlarının geri döndüklerinde İstanbul'da gördüklerini Hansaray'da uygulatmaları etkili olmuştur.

Hansaray'ın hiç şühesiz en meşhur yerlerinin başında Gözyaşı Çeşmesi gelmektedir. Kırım Hanı Kırım Giray Han tarafından, çok sevdiği ve genç yaşta ölen eşi Dilara Bikeç anısına "Dünya durdukça bu çeşme de benim gibi ağlasın" diyerek Bahçesaray'lı bir taş ustasına (kimilerine göre İranlı Ömer usta'ya) 1763 yılında bu çeşmeyi yaptırmıştır.

Bazı kaynaklara göre ise; Güçlü Kırım Hanı Kırım Giray hareminde Maria Potocka adında Leh asıllı genç bir bayanı görür görmez âşık olur. Bayan, Kırım hanının aşkına karşılık vermez ve ölür. Giray öylesine üzülür ki, aşkını ifade etmek için en iyi heykel traşına taştan bir ağlayan heykel yapmasını emreder. Ve böylece şiirlere konu olan dillere destan Bahçesaray taş çeşmesi yaratılmış olur.

Yapılış hikayesi ve tarihte bıraktığı izler, bu mütevazi selsebilin ziyaretçilerini derinden etkilemiş ve ününün dört bir yana yayılmasını sağlamıştır. Çeşme yapıldığı tarihten itibaren "Gözyaşı Çeşmesi" olarak anılmıştır. İşte o günden beri çeşmenin su haznesine konulan ve her gün tazelenen sarı ve kırmızı güller, birbirini seven bu iki insanı simgelemektedir.

1822 yılında ünlü Rus şair ve yazar Puşkin, sürgünde iken gezdiği Hansaray'dan ve çeşmenin hikayesinden çok etkilenmiş ve "Bahçesaray Çeşmesi" (Bahçisarayskiy Fontan) adlı eserini kaleme almıştır. Şiir, o dönemde Çarlık Rusya'sında ve Avrupa'da meşhur olmuştur.

Bahçesaray Çeşmesi

Aleksander Sergeyeviç Puşkin

Onı şay tez mezarına ne kirsetti?

Bu ümitsiz esirliknin kaygısı mı?

Hastalık mı, yoksa diğer bir illet mi?

Kim bile? O bu dünyanı tez terk etti.

Han sarayı titislenip, boşap kaldı;

Kırım-Giray kene ketti onı taşlap;

Tümen-tümen askerinen yat illerge,

Yat illerge yolga çıktı sefer başlap.

O kene de kasırgalı soguşlarda

Küskünlenip, kanga suvsap at oynata,

Lakin hannın yureginde başka türlü

Duygularnın alevleri gizli yata.

O ekseri kızgınlaşkan uruşlarda

Kılıçını birden siltep, tars toktala

 

Pek çok vakıt şaytıp taşday katıp kala,

Çevresine şaşkın-şaşkın bakıp tura.

Bir şeyden korkkan kibi benzi ata,

Öz başına söylene ve ara sıra

Köz yaşını toktamadan akıttıra.

Kimilerine göre, bu şiirden dolayı Kırım'ın tamamında Türkçe (Kırım Tatarca) isimleri Rusça ve Yunanca uydurma isimlerle değiştiren Çarlık idaresi, Bahçesaray isminin değiştirilmesine cesaret edemez. Bu popülarite Hansaray'ın da daha fazla tahrip edilmesini önler... Şimdi bu minnettarlığın bir göstergesi olarak Gözyaşı Çeşmesi'nin yanı başında Puşkin'in de bir büstü yer almaktadır. Çeşme, daha sonraları Boris Asafyev'in aynı adlı bale eserine de ilham kaynağı olmuştur

Adına çeşmeler yapılan, şiirler yazılan Dilara Bikeç'in türbesi Bahçesaray'da Hansaray'ın duvarına bitişiktir. Bazı kaynaklarda Gözyaşı Çeşmesi'nin türbenin duvarına bitişik olarak yapıldığı da belirtilmektedir.”(1)

İşte Nobele aday gösterilmesi gereken Kırımlı Sayın Cengiz Dağcı’nın yazdığı  “Korkunç Yıllar” romanının Kahramanı Sadık Turtan’ı, babası ,bir gün akşama doğru Hansarayı, Gözyaşı Çeşmesi, Zincirli Medresesi ve Çufut kalesi ile insanı büyüleyen ve daha nice sayamadığımız güzellikleri olan Kırım Hanlarına başkentlik yapmış  tarihi  Bahçesaray’a götürüyor.

 “Basık evlerin damları üzerine akşamla beraber sonsuz bir ıstırap çöküyor gibiydi. Bazan oradan buradan, kısık ve gamlı bir ses işitiliyordu. Bazı evlerde bir şavk yanıp sönüyordu. Bazısında, sıkıntılı akşam saatlerini ferahlatmak ister gibi , lambalar yanıyordu.” Bahçesaray’ın akşam hayatı önce sakin ve neşesiz görünmüştü Sadık’a. Ama aslında öyle değildi. “Yalnız insanlar değil, hava , gök, sular, evler bile, Çürüksuyun kenarında, hanların mezarlarını bulunan bu toprağın geçmişteki saadetini sessizce dinler gibiydiler.”(2)

Sadık ilk defa Hanlara başkentlik yapmış ve şiirlere konu olmuş güzel Bahçesarayı görüyordu.

Ertesi gün babasını yalnız bırakıp Bahçesarayı tek başına dolaşıyor Sadık. Etrafaki kaleleri geziyor. Çufutkale’nin uçurumlarında kalbinin derinkiliklerini seyrediyor. Hayatında hiçbir zaman kendini bu kadar mesut hissetmiyor. Bahçesaray’da ki bu gezi ona ümit ve kuvvet veriyor, imanını artırıyor. Yavaş yavaş Han sarayına doğru yürüyor. Kemer kapıya yaklaştığı zaman içinde hüzünle karışık bir sevinç duyuyor, içinden “Kaç Geray, kaç ağaç bu kapıdan geçmişti’ diyor. Saray havlusuna giriyor. Renkli camlı, pencereler, kurumuş şadırvanlar, çeşmeler kemerler, harem kuleleri, geçmişin saadetine gömülmüş, uyur gibiydi.

Ben de 2003 yılında gittiğim Kırım’da; Bahçesaray’ın içindeki; hayattan umudunu kesmiş zorla başkalarıyla evlendirilmiş gözü yaşlı, kalbi buruk, boynu bükük nazlı bir gelin gibi mahzun mahzun gelen geçen ziyaretçilere bakan o muhteşem  Hansarayını  içim burkularak gezdim.

Ziyaretçilerin içinden Kırım dışından gelen Tatar ballarına “Gelin gelin yanıma sizleri çok özledim”diyordu. Bizleri bağrına basıyordu. Ama  “Göz yaşı Çeşmesi” ise durmadan bu hüzünlü tablo karşısında damla damla gözyaşını durmadan akıtıyordu. Geçmişte yaşadığı o muhteşem günleri arar gibiydi Hansarayı; acaba o ihtişamlı günler gelir miydi? Yine Hanların atlarının nal sesleri bu güzel mekânda duyulur muydu? “Allah’tan umut kesilmez” dedim.

Elbet bir gün Giray Hanların torunları kartbabaylarının miras bıraktıkları bu güzel sarayda onlar gibi yağız atların üzerinden nal seslerini şakırdata şakırdata  ve dudaklarında da  “And Etkenmen”  milli marşını söyleye söyle bir resmi  geçit yaparlar... 

Ö güzel günleri görür müyüm bilmem!...

Karşıdaki Hanlar mezarlığına yürüyor.”İşte sarıklı taşlarının altında yatan Geraylar!.. Daha dün yurdu, halkı, şerefi için, İdil’den Tuna kıyılarına kadar, yolları stepleri, düşman cesetleriyle geçilmez hale getiren Geraylar. Şimdi saraylarında yalnız ben varım, bir de belki onların hayaletleri…” diyorlar sanki. 

Sarayın arka tarafına yürüyor. Geniş bahçe. Vaktiyle burada mermer hamamlar varmış. Şimdi, bahçe bakımsız, her yapı bir harabe halinde. Vücüduda kafası gibi yorgun düşüyor. Bir akasya ağacının gölgesine uzanıp şanlı tarihini, ulu atalarını düşünmeye başlıyor. Kalemini çıkarıyor, defterini açıyor  “Söyleyiniz duvarlar” adlı bir şiir yazmak istiyor. Fakat duvarlar ona hiçbir şey söylemiyor. Etrafın ruhanî sessizliğinde gözlerini kapıyor. Derin bir uykuya dalıyor…..

“Uzakta ağaçların yeşillikleri arasından küçük bir ev görüyor. Evin önünde üç ihtiyar oturuyor. Üçünün de saçı sakalı beyaz, yanakları kırmızı, üçü de boylu poslu, sağlam yapılı.” Bu üç ihtiyarın önünde , on iki on üç yaşlarında iki çocuk güreşiyor.  


 (Devam edecek.....)

 Dipnotlar:

(1) Bahçesaray ile ilgili bilgilerin tamamı www.vatankirim.net sitesinden alınmıştır.

(2) Cengiz Dağcı, Korkunç Yıllar, Varlık Yayınları, 1956

…….

NOT: 30 Ekim 2017  tarihli Kırım Haber Ajansından  “İşgalciler Hansaray'ı yok ediyor” bir haber geçti. …(Kaynak: http://qha.com.ua/tr/toplum/isgalciler-hansaray-i-yok-ediyor/161189/)

 Kırm Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneğimizin İnternet sitesinde de bu konu ile aşağıdaki bilgilerden yukarıda bahsettiğimiz  “Hansarayımızın” tahrip edildiği anlaşılıyor

“Türk-İslâm saray mimarisinin en önemli eserlerinden sayılan Kırım Bahçesaray’daki Hansarayı’nda, Rusya Federasyonu tarafından başlatılan sözde restorasyon çalışmaları maskesiyle Kırım Hanlarının yüzlerce yıllık mekanı olmuş, işgale kadar da Millî Müze olarak hizmet vermiş olan Hansaray yok edilmekte, karakteristikleri ve eserin millî yapısı bilinçli olarak silinmeye çalışılmaktadır.

Hiçbir bilimsel yönteme dayanmadan, uzmanların ve halkın denetiminden uzak, Hansaray’a giriş yasaklanarak yürütülen bu sözde restorasyon işlerinde, Kırım’daki kardeşlerimizin tarafımıza ulaştırdıkları kısıtlı bilgilere göre; Saray avlusunda bulunan beş asırlık Han Camiinin bütün duvarları rutubet almış, duvarlarından kar ve yağmur suları akmakta, Sarayın çatılarındaki geleneksel Kırım Tatar kiremitleri yerine İspanyol kiremitleri kullanılmakta, en belirgin özelliklerinden biri olan ağaç malzemeler yerine betonarme malzemeler döşenmektedir. Caminin eski mihrap ve minberi su alarak kabarmış ve şişmiş; Sarayın duvarlarında yer alan sure, ayet ve dua yazılarının %70’i asitli malzeme kullanılarak silinmiş, üç asırlık ağaç malzemeler yerlerinden sökülmüş ve Saray duvarlarında çatlaklar oluşmuştur.

(Kaynak: http://www.kirimdernegi.org.tr/duyurular/155-k-r-m-daki-hansaray-isgalcilerce-yok-edilmekte)


 
Haber :
Bu Haber 4308 defa okundu
 
Anahtar Kelimeler :Cengiz Dağcı, Korkunç Yıllar,

YORUM EKLE
TAVSİYE ET

 Yorumlar ( 0 )

Henüz bir yorum yapılmamış

İlgili Haber
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Alacamızın Mecnunları
İzlenme : 4504
Kırım haritası
İzlenme : 4326
Semer
İzlenme : 2208
Cengiz Dağcı
İzlenme : 1978
Yorumlananlar
» VATANI İÇİN KENDİNİ FEDA EDEN NESİL “78 KUŞAĞI!....”
» TATAR TATARNI KIDIRMALI MI?
» “Lamba şişesi ektim!...”
» 7-"ALACA'DA TARİH YOK EDİLDİ!..."
» SALAKHANE
» .14-“SÜT TOZU “ İÇİRİLEN NESİLDİK BİZ!...
» 19-ALACA’MIZDA İZ BIRAKANLAR: LOKANTACI İRFAN ŞİMŞEK’İN DDT BİT İLACI VE CILAT PIÇAĞI SATIŞI
» BENİMLE YAŞIT BU ALET “YIKILMADIM AYAKTAYIM “ DİYOR!...
» 15-ALACA’MIZDA İZ BIRAKANLAR:İRFAN ŞİMŞEK’İN RENKLİ HAYAT HİKAYESİ :RECEP YAZICIOĞLU VE KAZ DÖVÜŞÜ
» 12-ALACA’MIZ' DA İZ BIRAKANLAR: “KÖFTECİ/LOKANTACI İRFAN ŞİMŞEK’İN RENKLİ HAYAT HİKAYESİ (7)
 
Çok Okunanlar
BUGÜN BU HAFTA BU AY

 

 

 

Sosyal ağlarda bizi takip et
Copyright © sukrubilgili.net.tr