Ana Sayfa
İletişim
Bize Ulaşın
Üye Girişi
Ziyaretçi Defteri
Mobil Bölüm
Ana Sayfa Foto Galeri Video Galeri
ANA SAYFA  / CENNET VATAN KIRIM

1-İhtiyar Savaşçı : Melekler göklerde, Kırım Tatarları da yer yüzünde ağlıyordu..


1-İhtiyar Savaşçı : Melekler göklerde, Kırım Tatarları da yer yüzünde ağlıyordu..



 Paylaş
 09 Mayis 2016 15 : 30 

“İHTİYAR SAVAŞÇI”

 


1-Melekler göklerde, Kırım Tatarları da yer yüzünde ağlıyordu..


 Havanın yüzü gülmüyorsa ve planlanmış bir işim de yoksa cumartesi ve pazar günleri benim “kitap okuma bayram” günlerimdir.

Suratı asılmış böyle bir havada gezmekten, tozmaktansa; evimin bir köşesine çekilip, saatlerce daldığım kitapların sayfalarında başka dünyalarda gezinmekten; satırlar arasına gizlenmiş hayat hikâyelerinden ve romanlardan çok zevk alırım.

Böyle bir fırsatı yakaladığımda kitaplığıma bakarım: ”Hangi kitabı okuyayım? “ diye.

İşte yine havası puslu bir pazar günü Ankara’nın Keçiören semtindeki evimin yola bakan salonun koltuğunda cumartesi sabah başladığım kitabın son sayfalarını okuyorum.

Aslında bu romanı ben iki yıl önce okumuşum ve son boş sayfasına da 05.12.2005 tarihini düşmüşüm ve hoşuma giden satırları da kırmızı tükenmez kalemle çizmişim.

Bir roman ikinci kez okunur mu?

Ben hiç sıkılmadan bir romanı ikinci kere okuyordum. Hayatımda ilk defa böyle bir iş yapıyordum. Değer miydi aynı kitaba bir kez daha göz atmak? Zevk verir miydi aynı duyguları bir kez daha yaşamak?

Ama bana sorarsanız fazlasıyla değdi…Sanki yeni okuyordum bu güzel kitabı... Gözlerimden yaşlar akarak büyük bir hüzünle satır satır okuyordum elime aldığım romanı…

Anlatılanları ben de yaşıyordum; beni çok uzak diyarlara götürüyordu; gözümün önünden şırıl şırıl bir su gibi  akıyordu  her çevirdiğim sayfalardaki duygular…

Kırım’dan sürülen bir savaşçının hayatını nakış nakış işliyordu; iki günden buyana okuduğum hüzünlü duygu yüklü satırlar…


“Çok eski bir zamanda bir Savaşçı yaşıyordu Kızıltaş’ta. Günün birinde cenk çıktı. Savaşçı hasta babasını ve hasta annesini Kızıltaş’ta bırakıp cenge gitti. Dört yıl savaştı bizim Savaşçı. Üç kez mi dört kez mi yaralandı; bir keresinde düşmanın kurşunu göğsünden geçip arkada belkemiğinin bir santim kenarından çıktı. Yaralıysa da Savaşçı savaştı durmadan; bu topraklar uğruna kanını döktü; madalyalar kazandı; Sovyetler Birliği’nin kahramanı oldu; korkmaz bir yiğit, eşsiz bir savaşçı dediler ona. Sonra düşman yenildi ve bizim Savaşçı köyüne döndü.” (s.202)

Köyünün girişinde çok güzel duygular taşıyordu. Acaba o duygular gerçekleşecek miydi? Bunu bilmiyordu. Bakın Savaşçının köyü, vatanı ve çocukları için aklından neler geçiyor, okuyalım:

“Kurtulacaktı yurt toprakları kandan ateşten. Çiğnenmeyecekti artık tarlalar, yanmayacaktı ekinler, ağlamayacaktı analar;çocuklar babalarıyla birlikte oturacaklardı akşam sofralarına; gelinler erleriyle yatıp uyuyacaklardı kucak kucağa; kızlar mutlu türküler söyleyeceklerdi düğünlerde; ve okullarda çocuklar, bahçelerde çiçekler, bağlarda üzümler özgürlük ve barış havası içinde yetişeceklerdi;

 ve onacaktı yaralar, gülecekti yüzler arasından birini seçip evlenecekti bizim Savaşçı ve uzun yılların sonunda o mutlu ihtiyarlığına erecekti, ve ballı çamlı kokusunu içine çeke çeke, ihtiyar meşenin gölgesinde çayını yudumlaya yudumlaya kızıl gelincikler arasında hoplayıp koşuşan torunlarını seyredecekti; ve ömrünün sonunda gözlerini sükûnla yumacaktı hayata; ve yakınları, yorgunluktan artık kurtulmuş bedenini tatlı tatlı dualarla vereceklerdi toprağa.”(s.7-8)

Kim istemez bu hayallerin gerçekleşmesini. Kim istemez yakınları tarafından huzurlu ve mutlu bir şekilde dualarla toprağa verilmeyi.....Çok güzel hayaller kurmuştu bizim Savaşçı. Bu güzel rüyayı yaşayacak mıydı? Bunu zaman gösterecekti......Ama daha ilk gördüğü manzara karşısında hayal kırıklığına uğradı.....

“Döndü ama… Karanlık bir geceydi; insan namına kimse bulamadı Savaşçı Kızıltaş’ta. Evler talan edilmişti; evlerin önünde başıboş hayvanlar böğrüşüyorlardı. Bulabildiği insanları da kurşunlanıp, duvar diblerine bırakılmışlardı, ya da ağaçların dallarına asmışlardı.”(s.202)

“Talan edilen köyünün bir meşe ağacı dibinde, ve çevresinde, kırk kadar çocuk vardı; oğlan, kız; tümü yere oturmuşlardı ve çoğunun kolcukları göğüsleri üzerine kavuşuktu; tümü sessizdi; ve ay ışığında gözlerinin rengi uçuktu. Ve iri ve açık gözleri içinde, hangi bir zalimin ve niçin, kendilerini evden attığını bilememin şaşkınlığıyla geceye bakıyorlardı.” (s.29)

Talan edilen köyünü bizzat gözleriyle görmüştü Savaşçı. Bu bir soykırımdı.  Yarabbim yoksa kıyametin başlangıcı mı idi bu gün.

Kök saldığı topraklardan sürülüyordu. Sürgün başlamıştı. Savaşçı biliyordu; Sürgünün ne demek olduğunu. Ama meşe ağacı altında toplanan sabiler biliyorlar mıydı sürgünün anlamını, zorluğunu ve gidecekleri diyarları tanıyorlar mıydı?

Bu meçhuldu.. Savaşçı hayallerini unutmuştu. Meşe ağacının altında toplanan çocuklarda hayal mayel kurmuyorlardı: “Bize ne olacak diye kara kara düşünüyorlardı”  ve birbirlerine sımsıkı sarılmışlardı.

“…kamyonun arka kapağı gürültüyle açıldı ve üniformalı adam: ’Haydin!.. Bir iki!..Kamyona atlayın’diyordu…”(s.32)

Sabiler verilen emre uymak zorunda idiler. Yoksa eli silahlı haydutlar kurşuna dizeceklerdi. İhtiyar Savaşçı ve çocukları kanatları arasına almış Melek Ana, anaları babaları şehit edilmiş yetim çocukları birer birer kamyona bindiriyorlardı.....Ve bilinmeyen bir yere hareket ediyordu kamyon.

Daha sonra balık istifi gibi hayvan vagonlarında yaşlısıyla, hastasıyla, sakatıyla aç ve susuz bir yolculuk başlıyordu; hiçbiri nereye götürüldüğünü soramıyordu, “bu zulmü niçin yapıyorsunuz?” diyemiyordu.

Kelimeler bitmişti. İnsanlık ise yok olmuştu o sürgün günü. Sadece şeytanın askerleri vardı Kırım’ın köylerinde, bayırlarında, dağlarında ovalarında....

Melekler göklerde ağlıyordu.

Yeryüzünde ise Kırım Tatarları ağlıyordu...

 

Devamı var....

Not:

(*) Metinde koyu renkli olarak yazılan paragraflar, Cengiz Dağcı’nın ”İhtiyar Savaşçı” (Ötüken Yayınları, Şubat 1987) eserinden alınmıştır (Şükrü Bilgili)

Kırımlı Nobele aday gösterilmesi gereken ünlü yazarımız Cengiz Dağcı Beyin,” İhtiyar Savaşçı” romanını hepinizin okumasını tavsiye ederim.  Bizleri duygulandıracak daha çok güzel satırlar var. Bu güzel kitabı okumadı iseniz en kısa zamanda okuyunuz......

 

__________________

 


 

 
Haber :
Bu Haber 5563 defa okundu
 
Anahtar Kelimeler :kalecikkaya, kırım, tatar, çanakkale, şehit, gazi,

YORUM EKLE
TAVSİYE ET

 Yorumlar ( 0 )

Henüz bir yorum yapılmamış

İlgili Haber
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Kırım haritası
İzlenme : 5707
Alacamızın Mecnunları
İzlenme : 5644
Semer
İzlenme : 3119
Mustafa Abdülemil Kırımoğlu ve Cengiz Dağcı
İzlenme : 2497
Çok Okunanlar
BUGÜN BU HAFTA BU AY

 

 

 

Sosyal ağlarda bizi takip et
Copyright © sukrubilgili.net.tr