Ana Sayfa
İletişim
Bize Ulaşın
Üye Girişi
Ziyaretçi Defteri
Mobil Bölüm
Ana Sayfa Foto Galeri Video Galeri
ANA SAYFA  / HİKAYELERİM

17-ALACA’MIZDA İZ BIRAKANLAR: LOKANTACI İRFAN ŞİMŞEK’’İN RENKLİ HAYAT HİKAYESİ: RECEP YAZICIOĞLU İLE


17-ALACA’MIZDA İZ BIRAKANLAR: LOKANTACI İRFAN ŞİMŞEK’’İN RENKLİ HAYAT HİKAYESİ: RECEP YAZICIOĞLU İLE



 Paylaş
 11 Eylül 2020 21 : 58 




“İrfan Abi ,  SAHA İstanbul Savunma Havacılık  ve Uzay Kümelenmesi Genel Sekreteri, İlçemizde yetişmiş; uzun süre Özhan Mahallesi Camisinde imamlık yapmış ve Komşumuz Merhum Mustafa Keleş Hocamızın oğlu Emekli Asker İlhami Keleş kardeşim de bana telefonda hiç tanımadığı ve ilk defa ilçemiz Kaymakamlık makamında karşılaştığı Recep Yazıcıoğlu ile güzel bir anısını anlatmıştı. Madem Recep Yazıcıoğlu’ndan hatıralarımız açıldı. İlhami Kardeşimin anlattıkları benim çok hoşuma gitti. Bunu O’nun ağzından anlatmak istiyorum. Ne dersiniz İrfan Abi , dediğimde, kafasını salladı: “ Olur.” dedi.


İlhami kardeşimin anısını İrfan Abiye, dilimin döndüğü şekilde anlattım. Çok memnun oldu. İşte Emekli Komutanımız İlhami’nin anlattığı anısı:


“Ben Harp Okulu ikinci sınıftayım. Ankara’da Meclisin duvarına bitişik  Ömür Sokakta babamın bir akrabası vardı; şimdi rahmetli oldu, Ahmet Avar. O’nun oğlu Timuçin sınavlara hazırlanıyordu. O zamanlar ilkokuldan sonra giriliyordu sınavlara. Ben O’nun sınavlarına hafta sonu katkı sağlamaya çalışıyordum. 


Harp Okulunun hemen altında Tevfik Fikret Lisesi vardı. Fransızca eğitim veren bir kurumdu; O çocukta oraya girmek istiyordu. Çocuk sınavlara girdi ve kazandı. Ancak, çocuğun adı Timuçin.  Nüfusta ise Timurçin; veya tam tersi, tam hatırlamıyorum; bir harf farklılığı var. 


Öyle olunca kayıtta problem çıkmış. Mahkemeye vermişler. Mahkemeyi kazanmışlar. Fakat askı süresi var. Askı süresini bekleseler kayıtlar doluyor. Tabi böyle bir sıkışıklık var. 


Ahmet Abi , beni aradı; o sırada tatildeyim, Alaca’dayım. Bu konuyu halletmemi söyledi. Ben Harp Okulu ikinci sınıftayım ama yaşıtlarımdan iki yaş küçüğüm. Sınıf arkadaşlarımdan iki yaş küçüğüm;  ilkokula beş yaşında gittim. Öyle olunca küçüğüm; on yedi on sekiz yaşındayım. 


Hayatımda hiç savcı görmedim. Dolayısıyla savcıya gitmem gerek.Ama korkuyorum, çekiniyorum; sonunda gittim savcıya. 


Savcı dedi ki : “ Miraslı bir dava değil. Bunu nüfus müdürü halletmeli. Nüfus müdürün yetkisinde, kaldırsın. İlkokul çocuğunun askısı mı olur?” dedi. 


Ben de sevine sevine nüfus müdürüne gittim. Nüfus müdürünün ayrı özel bir odası vardı, memurların da ayrı bir odası...Memurlar toplu çalışıyorlardı. Nüfus müdürünün odasına gittim. Misafirleri vardı. Müdür Beye anlatmaya çalıştım. ‘ Hayır olmaz! Askı süresini beklemesi gerek.’dedi. Bir hamle daha yaptım, yine kabul etmedi. Dışarı çıktım. 


Onun üzerine ne yapayım diye düşünürken; aklıma kaymakama gitmek geldi. O zaman ( ihtilal sonrası) kaymakamlar aynı zamanda belediye başkanı idi; Alaca’mızda da Recep Yazıcıoğlu idi. Ben Recep Yazıcıoğlu’nu bilmiyordum. Tanımıyordum...Hiçbir Kaymakamın makamına da gitmemiştim. 


Kapısında bir polis memuru duruyordu. Polise söyledim. Polis içeri girdi. Sonra polis ‘ İçeri geç,’ dedi. Ben içeri geçtim. Heyacandan kendimi tanıtmadan hemen konuya girdim. 


Kaymakamın önünde dolu klasör vardı. Onları imzalıyordu ben girdiğimde. Dinledi. Bana masasının önündeki sandalyeye ‘Otur.’ dedi. Oturdum. Zile bastı. Kapıdaki polis geldi. Polise ‘Git !...bana nüfus Müdürünü çağır.’ dedi.


Polis: ‘Emredersiniz.’ dedi. Kapıyı kapattı, çıktı. Kaymakam başladı evrakları imzalamaya. Benimle hiç konuşmadı. Evrak imzalarken, kapı çalındı. Nüfus müdürü içeri girdi. Nüfus müdürünü görür görmez iki elini hızlı bir şekilde masaya vurdu ve ayağa kalktı. Başladı bağırmaya. O kadar bağırıyor ki boğazındaki damarları şişiyor.  Ağzından köpükler çıkıyor: 


‘Sen kimsin? diyor, Senin haddine mi düşmüş; patronuna patronluk yapmak. Bu insanlar senin aç çocuklarının karnını doyuruyor, sen onlara hizmet edesin diye buradasın; Efendilik yapasın diye değil. Sen bunların hizmetkarısın, hizmetçisin. Sen bunlara efendilik mi yapmaya çalışıyorsun? Bu minval üzere, bire bir bu cümlelerle bağırdı bağırdı en sonunda ‘Şimdi gideceksin. Kendi ellerinle o nüfus cüzdanını doldurup teslim edeceksin. Bana gelip tekmil vereceksin. ‘ dedi.


O da  : ‘ Tamam efendim.’ dedi. Bana da: ‘ Çık kardeşim. ‘ dedi. Onla beraber çıktık. Nüfus müdürü homurdanmaya başladı:’ Niçin Kaymakama gittin? “ dedi. 


Ben de:


‘Her ikinizi de ben tanımam. Önce size geldim. ‘Siz olmaz.’ dediniz. Ne ise gittik beraber; memurların tarafına. Memurların tarafına geçtik. Memurlara doldurtturdu belgeleri; kaymakamın dediği gibi kendi eliyle doldurmadı, bana teslim etti. Beraber çıktık dışarı. O yukarı çıktı; o eski güzelim  hükümet Konağı katledilmeden önce üst kattaki Kaymakamın odasına gitti, ben de sağdan merdivenlere doğru yürüdüm. 


Ben bu örneği Kamuda çalışan birinin , kamuda çalışan bir personelin vatandaşa  nasıl bakması gerektiğine ilişkin  bir örnek olarak, çiğlik yapan her kamu görevlisine  anlatıyorum. Veya konusu geçtiği zaman,  vatandaşa patronluk yapan kamu görevlisini gördüğümde; Rahmetli Recep Yazıcıoğlu’nu hatırlıyorum; Vatandaşa bakışını yansıtan, ben hala çocuğum o sırada, benim yanımda riyakarlığını gösterecek hiç bir şey yoktu; içinden geldiği gibi bağırdı. 


Ben bu vesileyle sürekli Rahmetli Recep Yazıcıoğlu’nu yadediyorum, hatırlıyorum. Allah rahmet etsin. Mekanı cennet olsun.”


İrfan Abi, sözümü bitirir bitirmez “ Gerçekten komutanımızın anlattığı gibi Rahmetli Recep Yazıcıoğlu , kamuda çalışanların vatandaşa tepeden bakan değil, O’na zorluk çıkaran değil, O’nun işini kolaylaştıran, O’na hizmet eden, O’nun sorunlarını çözen hizmetkar olarak bakmasını her konuşmasında anlatırdı.’ deyip, İlhami Keleş kardeşimi tasdik etti. 


Devam edecek....

 
Haber :
Bu Haber 1140 defa okundu
 
Anahtar Kelimeler :İrfsn Şimşek, İlhami Keleş,

YORUM EKLE
TAVSİYE ET

 Yorumlar ( 0 )

Henüz bir yorum yapılmamış

İlgili Haber
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Alacamızın Mecnunları
İzlenme : 4501
Kırım haritası
İzlenme : 4325
Semer
İzlenme : 2208
Cengiz Dağcı
İzlenme : 1978
Yorumlananlar
» VATANI İÇİN KENDİNİ FEDA EDEN NESİL “78 KUŞAĞI!....”
» TATAR TATARNI KIDIRMALI MI?
» “Lamba şişesi ektim!...”
» 7-"ALACA'DA TARİH YOK EDİLDİ!..."
» SALAKHANE
» .14-“SÜT TOZU “ İÇİRİLEN NESİLDİK BİZ!...
» 19-ALACA’MIZDA İZ BIRAKANLAR: LOKANTACI İRFAN ŞİMŞEK’İN DDT BİT İLACI VE CILAT PIÇAĞI SATIŞI
» BENİMLE YAŞIT BU ALET “YIKILMADIM AYAKTAYIM “ DİYOR!...
» 15-ALACA’MIZDA İZ BIRAKANLAR:İRFAN ŞİMŞEK’İN RENKLİ HAYAT HİKAYESİ :RECEP YAZICIOĞLU VE KAZ DÖVÜŞÜ
» 12-ALACA’MIZ' DA İZ BIRAKANLAR: “KÖFTECİ/LOKANTACI İRFAN ŞİMŞEK’İN RENKLİ HAYAT HİKAYESİ (7)
 
Çok Okunanlar
BUGÜN BU HAFTA BU AY

 

 

 

Sosyal ağlarda bizi takip et
Copyright © sukrubilgili.net.tr