Ana Sayfa
İletişim
Bize Ulaşın
Üye Girişi
Ziyaretçi Defteri
Mobil Bölüm
Ana Sayfa Foto Galeri Video Galeri
ANA SAYFA  / HİKAYELERİM

15-ALACA’MIZDA İZ BIRAKANLAR:İRFAN ŞİMŞEK’İN RENKLİ HAYAT HİKAYESİ :RECEP YAZICIOĞLU VE KAZ DÖVÜŞÜ


15-ALACA’MIZDA İZ BIRAKANLAR:İRFAN ŞİMŞEK’İN RENKLİ HAYAT HİKAYESİ :RECEP YAZICIOĞLU VE KAZ DÖVÜŞÜ



 Paylaş
 01 Eylül 2020 16 : 36 


İlçemizde uzun süre Kaymakamlık ve ihtilal sonrası da Belediye Başkanlığı yapan Merhum Recep Yazıcıoğlu ile ilgili anlattığım hatıra, İrfan Abinin çok hoşuna gitmişti. “ Mekanı cennet olsun. Çok genç yaşta vefat etti. Bu ülkeye daha çok hizmet edecekti. Rahmetli ile çok hatıram var ama şu anda aklıma gelmiyor.” dedi, İrfan abi.


Ben de : İrfan abi müsaade edersen Rahmetli Recep Yazıcıoğlu, ilçemiz Alaca’ya Kaymakam olarak geldiği ilk haftanın pazar gününde , Cumhuriyet Meydanında yapılan ‘Kaz Dövüşünü’ görüyor ve   ‘Kaz Dövüşünü” yasaklıyor. İlçemizde Rahmetlinin ilk yasağı “Kaz Dövüşü” oluyor. İstersen bununla ilgili yazdığım güzel bir makaleyi okumak istiyorum.” dedim.


İrfan Abi: “ Hayhay. Neden olmasın. Zevkle dinlerim “ dedi ve okumaya başladım.



"RECEP YAZICIOĞLU VE KAZ DÖVÜŞÜ"


"Ayhan Mahallesinde iki alkollü vatandaş kaz yüzünden kavga edince hem karakolluk oldular hem de hastanelik. Edinilen bilgilere göre, iki kişi mahalle ortasında kavgaya tutuşunca komşuları durumu polise bildirdi.

Kısa sürede olay yerine gelen Güvenlik güçleri kavga eden şahıslara müdahale etti. Ancak şahıslardan birisi polisin elinden kurtularak izini kaybettirdi. Diğer yaralı şahıs ise polis otosuyla hastaneye kaldırıldı.

Olay yerinden kaçan şahıs daha sonra karakola gelerek kendiliğinden polise teslim olurken şahısların alkollü oldukları ortak kaz besledikleri ancak kaz paylaşımında anlaşamayarak, kavga ettikleri ortaya çıktı."

İlçemizin gazetesinde yukarıdaki haberi okuyunca ben de bir "Kaz Dövüşü" makelesi yazayım dedim, başladım yazmaya.......

Kaz, perdeli ayaklılardan, gri beyaz tüylü, eti yenen, büyükçe yabanî veya evcil bir hayvandır. Kaz kelimesi sıfat olarak kullanıldığında ise mecazi olarak "ahmak, aptal ve budala" anlamına da gelmektedir. 

Günlük hayatımızda "kaz" kelimesini mecazi anlamda çok kullanırız; "Amma da kaz kafalı adam", "Kaz gibi adam" v.b. Ayrıca "Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez" diye bir de atasözümüz var. Ülkemizin bazı kentlerinde ve özellikle Alaca ilçemizde perdeli ayaklılardan olan evcil kazlar zaman zaman birbirleriyle dövüştürülür. Buna da halk arasında "Kaz Dövüşü " denir.

Hiç hayatınızda "Kaz Dövüşü" seyrettiniz mi?

Aslında "Kaz Dövüşü" sadece gerçek kazlar arasında olmamaktadır. Kendi hayatımızda, evimizde, okulumuzda, sokağımızda, ticaretimizde, stadlarda, siyasi hayatımızda, kısacası hemen hemen her yerde kaz dövüşünü görmek mümkündür.

Çocukluğumuzda bir kısmımız evlerimizde güvercin, bir kısmımız da köpek beslerdi. Bu yüzden babalarımız bu hobilerimize göre "kuş akıllı", "it akıllı" derdi bizlere. 

Birde bizlerden daha büyük olan "kaz akıllı ağabeylerimiz" vardı. Onlar da kaz beslerdi evlerinde. Ayhan Mahallesinde sürü halinde kaz besleyen ve bunları dövüştürmekten zevk alan büyüklerimizin sayısı ise o yıllarda hayli fazla idi.

Herhalde ortaya büyük paralar konarak; genelde kış mevsimlerinde Cumhuriyet Meydanında kazlar dövüştürülürdü. Şimdi ilçemizde "Kaz Dövüşü" yaptırılıyor mu bilmiyorum. 

Bir zamanlar ilçemizde Kaymakamlık yapan Merhum Recep Yazıcıoğlu, bir pazar günü Cumhuriyet Meydanında kaz dövüşünü seyreden kalabalığı görünce çok şaşırmış ve kaz dövüşünü ilçemizde yasaklamıştı. 

Rahmetli Kaymakamımız kaz dövüşünden başka kahvelerde sigara içmeyi, sokaklara tükürmeyi de yasaklamıştı. Bu yasaklardan dolayı namı IV. Murat olmuştu ilçemizde merhum Recep Yazıcıoğlu'nun.

Ben de ortaokul yıllarında bir kez kaz dövüşünü aynı meydanda ilgiyle seyretmiştim.

Yıllar sonra kaz dövüşünü televizyonda izleyen bir arkadaşım, benim Çorumlu olduğumu bildiği için, hararetli hararetli bana anlatmıştı. 

Arkadaşım o kadar etkilenmiş ki ellerini aynı kazların kanatları gibi kaldırıp kaldırıp indiriyor bir yandan da:

"Yahu Şükrü kalabalık bir insan halkası içinde kazlar iki gruba ayrılmış. Her iki grubun önünde efelenen, dayılanan ve tafrasından erkek olduğu anlaşılan kazlar vardı. Bu kazlar kanatlarını genişçe açtılar, ileri-geri çırptılar, ayaklarını ve boynunu yukarı kaldırarak birbirlerine meydan okudular. 

Erkek kazların arkasında "Gıyık Gıyık" sesleri ile alkış tutan dişi kazlar ise hem sesleri hemde kanatları ile sanki "Hadi!... Hadi!... Hadi!..." der gibi dövüşün kızışmasına koro tuttular. Erkek kazlarda dişilerden aldıkları bu destekle, diklene diklene rakibin üzerine yürüdü, meydanın ortasında karşılaştılar ve dövüşe başladılar. Gerek gagaları ile gerekse de kanatları ile birbirlerini vahşice saldırdılar. 

Sonunda yenilen erkek kaz kuyruğunu kısarak er meydandan "tıs... tıs... tıs..." sesleri ile kaçtı, dişileri de erkeğin peşine takılıp sessizce sahneyi terkettiler. Seyirciler de meydanda rakibini yenen, dişilerin tezâhüratları arasında tafralı gezinen erkek kazı alkışladılar." demişti.

O gün bugün arkadaş beni gördükçe parmaklarının uçlarını birleştirerek , bir kaz kafası yapar , sonra da parmaklarını açıp açıp bırakır, aynı dişi kazlar gibi "Hadi. Hadi. Hadi..." derdi. Ben de aynen onun yaptığı gibi parmaklarımı birleştirerek "Hadi. Hadi. Hadi..." diyerek karşılık verirdim.

Yine bir gün aynı hareketleri birbirimize yaptık. Arkadaş yanıma yaklaştı :

"Şükrü erkek kazların birbirleriyle kavgasını anladım da arkasındaki dişilerin bağırtısını, cayırtısını, kanat çırpmalarını bir türlü anlamadım. " dedi. Ben de:

"Dişi kazlar erkek kazlara arkandayız, korkma biz varız "diye, "erkek kazlara gaz veriyorlar" dediğimde, her ikimizde gülmüştük.

Yazımın girişinde hayatımızın her evresinde "Kaz Dövüşü"nü görebiliriz demiştim. Gerçektende mazimize bakarsak veya şu anda günlük hayatımıza göz atarsak insanların birbirleriyle "kaz dövüşü" yaptıklarını ve şakşakcıların da arkada gaz verdiklerine şahit oluruz.



Çocukluğumuzda bizleri de kazlar gibi dövüştürürlerdi. Özhan Mahallesinde diğer bir adı Tezekan'de, Kedi Mehmet adında biri vardı. Bizlerden büyüktü. Mahallemizin bütün çocukları bu şahıstan korkardı.

Kedi Mehmet, koyunlarımızı, sığırlarımızı ne zaman Tezekan'in sığırına katmak için götürsek, bizi mahallenin çeşmesinin yanında çevirir, elinde tereyağlı gagalasını yiyen hatta bu tereyağın üzerine bazen de şeker süren, bize göre de daha gürbüz olan Cemal'le veya bir başka çocukla güreştirir, bazen de kavga ettirirdi. Kavga etmesek bile bizleri zorla "Allahtan mı korkuyorsun bundan mı " diye tahrik ettirerek emeline ulaşırdı. 

Bizim arkamızda fazla çocuk olmazdı. Ama onları alkışlayan ve destekleyen bayağı Tezekanli çocuk olurdu. Sonuç malum. Bizler ya sopa yerdik ya da güreşte altta kalarak eziyet çekerdik. Galip geldiğimiz zamanda ise Kedi Mehmet müdahale eder, bizi tekrar Cemal'in altına yatırırdı. Bu yüzden çoğu zaman koyunlarımızı, sığırlarımızı Tezekan'a ben götürmek istemezdim, Aslan ağabeyim götürürdü.

Yıllardır gençliğimiz geçmişte sağ-sol diye birbirleriyle bir hiç uğruna kavga ettirildi. Bu dövüşte hiç bir taraf kazanmadı. Kaybeden gençler oldu; kimi gençliğin baharında toprağa gömüldü, kimi sakat kaldı, kimi de hapishanelerin soğuk, rütübetli duvarları arasında ömür tüketti. 

Çok şükürkü o günlere göre bugün gençlerimiz daha uyanık; hayatlarını, istikballerini kazanmaya çalışıyorlar, ağabeylerinin düştükleri tuzağa düşmüyorlar. Ama siyasette ise "Kaz Dövüşü" bütün şiddetiyle devam ediyor. Parti liderleri birbirleriyle söz düellosuna başladığında arkalarındaki yağcılar ayağa kalkarak saatlerce liderlerini alkışlıyorlar. Liderler arasındaki bu "Söz Düellosu" nedense hiç bitmiyor, devam edip gidiyor; arkalarındaki şakşakcılar da hiç mi hiç eksilmiyor.

İstersiniz şu televizyonlarımıza bir bakın. İnsanların birbirleriyle nasıl kavga yaptıklarını ibretle seyredin. Tartışma programlarındaki kalitesizliği, insanların birbirine karşı saygısızlığını ölçmeye çalışın; tam bir rezalet, kazların dövüşünü bile mumla arar olursunuz.

Çağımızın yetiştirdiği Fransız dev düşünürlerinden biri olan Roger Garaudy (Roje Garodi ) Türk Edebiyat Dergisi ile yaptığı bir mülâkatında şöyle diyor:" Batı tam anlamıyla bir çöküş dönemi yaşıyor. Bu çöküşten sanat ve edebiyatta nasibini alıyor. Mesalâ , temsilcisi Bernard-Henry Levy olan bir felsefeden ne beklersiniz? Televizyon proğramları Batı'nın çöküşünün aynasıdır. Fikirle, sanatla, felsefeyle estetikle ilgili faaliyetler yerine, Biri Bizi Gözetliyor türünden insanı alıklaştıran programlar sunuluyor. Âdeta halkın aptallaştırılmasına çalışılıyor." [1]

Aynı program geçmiş yıllarda Türk televizyonlarında değişik versiyonlarla Türk insanına da sunuldu. Şu anda da evlilik programları birçok kanalda boy göstermeye başladı. Programdaki gençler birbirleriyle "kaz dövüşü" yaparak programın reytingini artırmaya çalışıyorlar. 

Bizler de Türk Kültürü'ne aykırı olan bu programı Roger Garaudy (Roje Garodi)' nin söylediği gibi "kaz misali aptal aptal, alık alık seyrettik ve seyrediyoruz."

Birinci ve İkinci Dünya Savaşların'da devletlerin kaz dövüşü nedeniyle milyonlarca insan yok oldu, ülkeler tarumar edildi. Halen Süper Devletler arasında bu kaz dövüşü bütün şiddetiyle devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'de AB Devletleri ile Avrupa Topluluğu'na girme konusunda elli yıldır bir "Kaz Dövüşü" içinde. Şu anda Doğu Akdeniz’de, bizim “Mavi Vatan” dediğimiz sularda, Yunanistan ve arkasındaki Haçlı zihniyet ve bu Haçlı zihniyetle birlikte hareket eden Mısır, Sudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri arasında bir “ Kaz Dövüşü” devam ediyor!...

Bakalım bu "Kaz Dövüşü"nde kim kazanacak?

Ben şuna inanıyorum; bu "kaz dövüşün"de, kazlar gibi fiziksel olarak kavga yapanlar değil, Roger Garaudy (Roje Garodi)' nin söylediği gibi " Fikirle, sanatla, felsefeyle estetikle ilgili faaliyetler" yapanlar galip geleceklerdir. Kaybedenlerde aptal aptal, alık alık "Biri Bizi Gözetliyor", "Evlilik" gibi programları seyredenler olacaktır.

"Kaz" olmayanlara selam ve sevgilerimle...

Devam edecek...



[1]Cemal Aydın,"Kültür Gerçekte İnsandır", Türk Edebiyatı Aylık Fikir ve Sanat Dergisi, Aralık 2002,Sayı 350,s.44

 
Haber :
Bu Haber 1113 defa okundu
 
Anahtar Kelimeler :Alaca, İrfan Şimlek, Recep Yazıcıoğlu,

YORUM EKLE
TAVSİYE ET

 Yorumlar ( 1 )

Sayfa : [1]
15-ALACAMIZDA İZ BIRAKANLAR:İRFAN ŞİMŞEKİN RENKLİ HAYAT HİKAYESİ :RECEP YAZICIOĞLU VE KAZ DÖVÜŞÜ
ağbi teşekkür ederim. eline, yüreğine, kalemine sağlıklar ve kuvvet temenni ederim.
Gön : Mahmut Güzel  05 Eylül 2020 : 20:16:25  

Sayfa : [1]
İlgili Haber
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Alacamızın Mecnunları
İzlenme : 4504
Kırım haritası
İzlenme : 4326
Semer
İzlenme : 2209
Cengiz Dağcı
İzlenme : 1978
Yorumlananlar
» VATANI İÇİN KENDİNİ FEDA EDEN NESİL “78 KUŞAĞI!....”
» TATAR TATARNI KIDIRMALI MI?
» “Lamba şişesi ektim!...”
» 7-"ALACA'DA TARİH YOK EDİLDİ!..."
» SALAKHANE
» .14-“SÜT TOZU “ İÇİRİLEN NESİLDİK BİZ!...
» 19-ALACA’MIZDA İZ BIRAKANLAR: LOKANTACI İRFAN ŞİMŞEK’İN DDT BİT İLACI VE CILAT PIÇAĞI SATIŞI
» BENİMLE YAŞIT BU ALET “YIKILMADIM AYAKTAYIM “ DİYOR!...
» 15-ALACA’MIZDA İZ BIRAKANLAR:İRFAN ŞİMŞEK’İN RENKLİ HAYAT HİKAYESİ :RECEP YAZICIOĞLU VE KAZ DÖVÜŞÜ
» 12-ALACA’MIZ' DA İZ BIRAKANLAR: “KÖFTECİ/LOKANTACI İRFAN ŞİMŞEK’İN RENKLİ HAYAT HİKAYESİ (7)
 
Çok Okunanlar
BUGÜN BU HAFTA BU AY

 

 

 

Sosyal ağlarda bizi takip et
Copyright © sukrubilgili.net.tr